Oncle Anghel PDF/EPUB ð ↠ PDF multi channel.co

Comme dans Kyra Kyralina Oncle Anghel débute alors u’Adrien Zograffi a 18 ans et contient principalement des histoires ue des hommes lui racontent sur sa propre vie sur fond de deuxième moitié du 19è siècle roumain Comme aussi dans Kyra Kyralina le personnage d’Adrien reste en grande partie dans l’ombre même si on apprend au court du récit après une pause de plusieurs années u’il a fait entre temps un voyage de deux années en Asie Mineure u’il s’est souvent retrouvé à court d’argent u’il a fait de la prison pour avoir « enlevé » une mineure et u’à Bucarest il a rejoint le mouvement ouvrier ce ui lui a valu de se faire arrêter à nouveauCes faits sont l’occasion pour Anghel l’oncle d’Adrien de morigéner celui ci en lui contant sa propre vie puis en enjoignant à Jérémie un distant cousin de lui narrer la vie de son père Cosma


10 thoughts on “Oncle Anghel

  1. says:

    Romanţă a haiducilor din balta Brăilei În raport cu magia rudimentară care mi a plăcut enorm m a deranjat divizarea romanului prezentarea a două figuri biografia primeia fiind posterioară celei de a doua Acestea nu au în comun decât instinctul de posesiune în ipostaze diferite Oricum se regăsesc multe aspecte specifice societăţii româneşti din perioada fanariotă


  2. says:

    Angel Dayı kitabı Panait Istrati'den okumuş olduğum 5kitap oldu Bu kitapta Angel Dayı ve Kozma'nın sıkıntılı yaşamları anlatılmış Güzel kitaptı beğendim fakat diğer kitaplarına oranla bu kitabın akıcılığı biraz sönük kalmış


  3. says:

    Angel dayı kısmını sevdim ama Kozma’nın anlatıldığı kısımda biraz sıkıldım diyebilirimvarlık yayınlarının çevirisi de hic hoşuma gitmediçok fazla yazım yanlışı da vardı


  4. says:

    Varlık Yayınları'nın logosundan geçmişinden yayıncılığından kapak tasarımlarına kadar pek çok şeyini severim İzmir Kitap Fuarı'nda da Varlık Yayınları'nın standına doğru çekildiğimde bende merak uyandıran Panait İstrati'nin Yaşar Nabi Nayır çevirisi iki kitabını aldım Burda çevirmenin ismini görünce heyacana kapıldım biraz da Kitaba başladım ve yazım yanlışları noktalama hataları hak getire Bir süre sonra cümle içinde mecazi bir anlamda kullanılan kilit kelimelerden dahi şüphe etmeye başlamam tam bir felaketti Acaba çıkarmakta olduğum anlam doğru mu yoksa kelime mi eksik hatalı yazılmış diye şüphe etmeye başladım Örneğin sayfa 57'de Adrian başını kaldırdığı zaman Jeremi piposunu tüttürüyor ve aklın bıyıkları altından gülümsüyordu Burda 'aklın' kelimesi yanlış mı yazılmıştı emin değilim ve bu emin olamama hali sinirlendirdi beni Yayınevine hemen mail attın ama bir dönüş alamadım henüzKitaba içerik olarak gelecek olursak beklediğimi pek bulamadım diyebilirim Ne bekliyordum bilmiyorum Tanrıya itirazların yükseldiği ve bunun yanında dinin de kendine çokça yer bulabildiği bir kitap Karakterlerin çokça dinle ilişkili olmasından mı yoksa dinin yazar tarafından mı çok önemsenmesinden mi dini figürler yorumlar çokça yer tutuyordu kitapta İkinci ihtimalden emin olamadım yazarı araştırınca bu bende karakterlerin gerçekçiliğine hayranlık da bıraktırdı Ama yorumlamakta çok muallakta da kaldım Karakterlerle pek bağ kuramadım bir şey eksikti ya da fazlaydı Tasvirleri ise sevdim diyebilirim Tuna'nın cömert ve doğurgan damarları olan yüzlerce küçük dere her yöne akıyor onlarca kilometre mesafede kimsenin sahip çıkmadığı usareyle dolu su bitkilerinin can attığı bataklık bir araziye bereket getiriyordu cümlesini okuduğumda Tuna'yı görmeliyim bir gün mutlaka Tuna'yı görmeliyim dedim Yeğeni Adrian'ın gözünden Angel Dayı'yı yazarak noktalıyorum Bu yeni mezarlığın ortasında sırtında paltosu gene uzun boylu ama kamburlaşmış heyhat eskiden muhteşem başını ve göğsünü bir arslan gibi uzatan adam Angel Dayı yeğenine sakin bir tavırla bakıyordu Adrian iki eliyle Dayı'nın serbest kalan elini aldı ve adet üzere öptü Neredeyse ağlayacaktı Dayı bir kelime söylemeden onu odasına götürdü Burada aynı ıssızlık Çıplak ve sararmış duvarlarda artık o güzel taze kireç kokusu duyulmuyordu Dağınık ve pis bir yatak Onun da sanki her gece kendisini ezen felaketlerle ağırlaşmış vücuttan sızlanır gibi bir hali vardı Tuğla soba isten kararmış çatlaklarını gösteriyordu Tavanın çapraz direkleri de sararmıştı İki tahta iskemle ve masa bir de kayışından çiviye asılmış çifte eşyayı tamamlıyordu Masa üstünde rakı şişesi ve bir kadeh kutsal kitap ucundan iple bağlı küçük bir defter bir bıçak ve başlanmış bir ekmek Adrian'ın gözyaşları boşandı


  5. says:

    Angel dayı köyün en güzel kızını körü körüne sevdiği yatağının altına kulaklarının ardına ve ayak parmaklarına bakmadığı için hayatını mahvetti


  6. says:

    Brilliant storytelling unfortunately have never heard of Istrati before but I am thoroughly impressed by him His literary style and the way he examines the nature and morality of men reminded me a lot of Nikos Kazancakis books Very excited to have found another author to look forward to reading


  7. says:

    Angel Dayı Istrati’nin genel yazma anlayışında olduğu gibi bize insanî halleri sunuyor Felaket üstüne felaket yaşayan Angel’in öyküsü bu


  8. says:

    Sefa sürmeyi seven bir adamdır Angel Ne var ki başına gelen felaketler hayatını kökten değiştirir ve onu düşkünlüğe mahkum eder Angel ölüm döşeğindeyken yeğeni Adrian'la sohbet eder Artık acı çekmediğini acılarından yalnızca aklıyla bedensel hırslarından arınarak kurtulduğunu söylerKitaptaki diğer öyküde ise bir eşkıya çetesinin lideri olan Kozma anlatılır Kozma'nın hayatta en önemsediği şey özgürlüktür Hiçbir kanuna hiçbir beye bağlı olmak istemez Oğlunu bile sırf oğlu olduğu için değil ormandaki şartlara ve çeteye uyum sağlayabildiği için kabul eder Derken hayat onun karşısına da hükmetme arzusunu kıracak olaylar çıkaracak gönüllü bir itaate zorlayacaktırBedensel zevklerin geçiciliğini ve bunlara duyulan tutkunun sonunda ıstıraba evrildiğini anlatan bu romanda nice hoş alıntılar değindiği ilginç konular vardı Yalın dinlendirici ve düşündürücü bir kitaptı Tavsiye ediyorum


  9. says:

    Bu kitabı yarıladım ve 3 4 gün süren bir reading slump bitiminde kaldığım yerden devam ettim Aslında kitap iki temel öyküden oluşuyodu İlk öykü çok akıcıydı ve hüzünlüydü çevremizde görebileceğimiz kederli insan figürünü yazar çok güzel betimlemişti Yazarın bu ay okuduğum üçüncü kitabı olduğu için diline de alıştım artık Fakat 3 4 günlük bir aranın ardından kitabın kalan kısmını okuduğumda oldukça tuhaf hissettim İlk hikayedeki karakterlerden birini ana karakter olarak alan ikinci bir hikaye okuduk bu karakter dışında hiç bir ortak noktası yoktu hikayelerin İkinci hikaye epik bir tarzdaydı sanki Krallıklıaskerli hatta büyücülü şeyler bile vardı Kendimi epik fantezi okuyor gibi hissettim İkinci hikayeye yoğunlaşmam biraz zaman aldı son kısımlarına da fazla yoğunlaşamadım; orta kısmını tam anlamıyla sindirdim Benim için ikinci hikaye gereksizdi ama ilk hikayeyi beğendim


  10. says:

    Bana Kozma nin hikayesi daha güzel geldi